AnaSayfa Basın HEDEF 2012

HEDEF 2012

DOĞU AVRUPA YOLLARI HİLAL TRANS'TAN SORULUR
Uluslararası taşımacılığa başladığı 1994 yılından 2004 yılına kadar sadece Polonya'ya yönelik faaliyet yürüten Hilal Trans firması, bugün gelinen noktada Doğu ve Kuzey Avrupa ülkelerine ciddi oranda taşıma gerçekleştiriyor. Uluslararası nakliyeciliğe ilk olarak Polonya'ya tekstil ürünleri nakliyesi ile başladıklarını belirten Hilal Trans Genel Müdürü Şerafettin Aras, Doğu Avrupa'da 1990 yılı başlarında değişen rejim ile birlikte Polonya'nın Türkiye'den ciddi alım yapmaya başladığını belirtiyor. 2004 yılından itibaren Slovakya, Macaristan, Romanya, Balkan Ülkeleri ve Baltık ülkelerine ciddi sevkiyatlar yapmaya başladıklarını belirten Aras, Polonya'da çok ciddi bir dağıtım ağına sahip olduklarını belirtiyor. Bunun o pazarda 20 yıllık bir sürede faaliyette bulunmanın getirdiği bir avantaj olduğuna dikkat çeken Aras, ayrıca Polonya, Slovakya ve Bulgaristan'da kendilerinin lojistik firmalarının olduğunu söylüyor. Hilal Trans'ın şu anki mevcut yapısı içerisinde beyaz yakalı ve mavi yakalı kategoride toplam 230 civarında çalışanı olduğunu belirten Aras, yurtdışında çalışan elemanlar ile bu sayının 300 kişiye vardığını belirtiyor. Firma olarak Polonya'da 5 ana noktada dağıtım yaptıklarını belirten Aras, bu noktaların ülkenin sanayi ve tekstil merkezleri olduğunu söylüyor. O bölgeye çalışan firmalar arasında lider konumunda olduklarını belirten Aras, "O bölgede rejim değişikliğinden, siyasi dengelerin ve yasaların geç oturmasından dolayı geçmişte çok ciddi sorunlar yaşadık. Çok ciddi rekabetçi bir ortamda faaliyette bulunduk. Geldiğimiz noktada o ülkelerde Avrupa Birliğinin getirmiş olduğu kriterler çerçevesinde rahatlama yaşandığını söyleyebilirim" diyor. 

TÜRKİYE'NİN LOJİSTİKTE GÜCÜ İHRACATINA YANSIYOR

Polonya'mn şu anda Avrupa'nın parlayan yıldızı konumunda olduğuna dikkat çeken Aras, özellikle ülkenin tekstil ve otomotiv sektöründe parladığını belirtiyor. Batılı ülkelerin Polonya'ya otomotiv ve beyaz eşya üretimi konusunda ciddi yatırım yaptıklarını ifade eden Aras,"Polonya artık tekstili kendisi üretmeye başladı. Polonya'ya çok çeşitli ürün ihracatı yapabildiğimiz gibi birçok ürünü de bu ülkedenithal ediyoruz. Bunun getirmiş olduğu rekabet çercevesinde her şeyi satıyor ve her şeyi alıyoruz. Türk ihracatçısı satmayı öğrendikçe malını bizim aracılığımızla transfer etmek durumunda. Bu anlamda biz nakliyecilere ihracatta çok iş düşüyor. Polonya'da çok ciddi Türk firmalarının tekstil yatırımları bulunuyor. Türkler orada büyük alışveriş merkezleri açtılar. Üniversite satın aldılar, Türk kolejleri açtılar. Türklere karşı yoğun bir ilgi bulunuyor" diyor. 

Firma olarak araçlarının maruz kaldığı kota ve geçiş belgesi sorunlarını aşabilmek için Doğu Avrupa ülkelerinde ciddi araç yatırımları yaptıklarını belirten Aras, o ülkelerde çalıştıkları partnerler sayesinde de daha hızlı teslimat yapmak için çalışmalar yaptıklarına dikkat çekiyor. Türkiye'de Orhanlı'da bu konuda ciddi yatırımlar yaptıklarını ifade eden Aras, taşıdıkları ürünler arasında tekstilin payının yüzde 30 düzeyinde bulunduğunu belirtiyor. 2000'1i yıllara kadar tekstil ürünlerinin payının yüzde 80 civarlarında olduğunu belirten Aras, zaman içerisinde Polonya'nın tekstil üretimine geçmesinden dolayı bu oranın azaldığına dikkatleri çekiyor. Firma olarak o bölgede 20 yıllık bir geçmişleri olduğu için bölgeyi çok iyi bildiklerini vurgulayan Şerafettin Aras, firmalarının bu tecrübelerinden kaynaklı olarak sadece tekstil sektörü için değil bütün sektörler tarafından tercih edildiklerini belirtiyor. 

Şerafettin Aras sözlerine şöyle devam ediyor: "Bugün bize bir müşteri Almanya'ya bir yüküm var dediği zaman biz bu hizmetten affımızı rica ediyoruz. Çünkü artık herkes uzmanlaştığı yere odaklanıyor. Lojistik firmalarının bugün önünde en büyük sorun vize ve geçiş belgeleri sorunu. İhracatçılarımız mücadele ediyor, ürünlerini satıyor, kotasız dolaşabiliyor ancak yükü taşıyan araçlarımız kotaya tabii. Taşıma şirketleri olarak geçtiğimiz her ülkeden geçiş belgesi almak durumunda kalıyoruz. Artık Türk ihracat ürünlerinin tercih edilmesinin temel sebeplerinden birinin de Türkiye'nin Avrupa'ya olan yakınlığı olduğunu söyleyebilirim. 2008 global krizi ile birlikte artık Avrupalılar stoklu çalışmıyor. İhtiyaca göre çalıştıkları için zaman çok önemli bir konuma geliyor. Bugün Çin 'de her türlü ürünü her kalitede ürettirebiliyorsunuz ancak lojistik, nakliye o noktalarda sorun çıkıyor. Türkiye'den Avrupalı malı sipariş veriyor 5 gün sonra kapısında istiyor, bu da Türk nakliyecisinin getirdiği bir başarı. Biz Hilal Trans olarak uzman olduğumuz noktalara en iyi hizmette ve zamanda ulaştırmak peşindeyiz. Her ülkeye çalışmaya kalkarsak bazı noktalarda sorunlar yaşatmaya çalışırız. Biz uzmanı olduğumuz noktalara çalıştığımızı müşterilerimize belirtiyoruz. Filomuza VAN tipi ekspres teslimat araçları koyduk, kotaya tabii olmayan araçlar. Uçak bir ürünü aldığında 48 saate teslimatını yapabiliyor oysa biz bunu 34 veya 44 saate indirmeyi başardık. Bu bakımdan hep şunu söylüyoruz. Şirket felsefemiz; "başarılı olduğun noktada daha başarılı olmanın gayretini göster" diyor. 

GÜMRÜKLER ŞEHİRDIŞINA ÇIKARILMALI

Kendisinin aynı zamanda Uluslararası Nakliyeciler Derneği'nin (UND) Başkan Yardımcısı olduğunu belirten Şerafettin Aras, sektör olarak karşılaştıkları sorunları aşmak için Gümrük Müsteşarlığı ve TiM ile birlikte çalışmalar yaptıklarını belirtiyor. Türkiye ihracatının ve ithalatının en önemli merkezlerinden biri olarak İstanbul trafiğinin sektör için ciddi sorunlar yaşattığını belirten Aras, "Halkalı ve Erenköy Gümrüklerinin şehir merkezinde kalması bizi son derece sıkıntıya sokuyor. Ben 3 günde Polonya'dan çıkıp halkalı gümrüğüne geliyorum, 3 günde aracımı boşaltabiliyorum. Aynı durum ihracat içinde geçerli. 2008 yılından sonra Avrupalı büyük hacimli değil, ihtiyacı kadar alım yapmaya başladı. Bunlarında çıkışları genelde Cuma ve Cumartesi günleri olduğu için istanbul trafiğinin yaşattığı sıkıntılar çok yüksek. Gümrükler Genel Müdürlüğü'nden ihracatçılar için kırmızı hat, yeşil hat, beyaz hat diye kıstaslar belirlensin. Kırmızıya düşeni gümrüğe götürelim kontrol edelim. Yeşil ve beyaz gibi hatlara düşenterin gümrüklenmesine bile gerek yok diyoruz. Bize yetkiler verin, kendi garajlarımızda bunları mühürleyelim. Zaten depolarımızdan yüklediğimiz araçlara mühür sıkıyoruz. Beyannamelerini verelim, Kapıkule'de işlemini yapsın gitsin. ihracatçıya yetki veriliyor, malı gümrüğe girmesine gerek olmayan bir mal. Ama sırf araca mühür sıkılmasından dolayı arabayı gümrüğe getiriyorlar. Biz, Türkiye'nin önde gelen nakliye firmaları, geçen gün bir toplantıda 100 firma civarında bir araya geldik. Yapılan bir istatistiki çalışmayı paylaştığımızda, bir aracın Kapıkule'den girip yükünü boşaltması. tekrardan yükünü yükleyip Kapıkule'den çıkması süreci içerisinde 8,3 gün kaybettiğimizi tespit etmiş bulunuyoruz. Bunun büyük kısmını gümrük muameleleri oluşturuyor" diye ifade ediyor. 

Sektör olarak sorunlarını sürekli kamu görevlileri ile paylaştıklarını ifade eden Aras, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'nın da birkaç kez Erenköy Cümrüğüne gelerek incelemelerde bulunduğunu belirtiyor. Şerafettin Aras sözlerine şöyle devam ediyor: "Tabii bu işler Türkiye'de sadece Gümrük Müsteşarının elinde olsa şu ana kadar çoktan çözülmüş olurdu. Ancak bu sorunların çözülmesi bir çok başka etkene bağlı. Gene de eski dönemlere nazaran kamu yönetimi nezdinde muhatap bulmamız çok daha kolaylaştı. Başta sayın Bakanımız ve sayın müsteşarlık yetkilileri olmak üzere her kademeden yetkili ile sorunlarımızı paylaşır ve birlikte çözüm arar hale geldik. Biz bu konuda UND olarak 1,5 senedir TiM ile de çok sıkı bir çalışma içerisindeyiz. Bu sürede TiM hep bizim yanımızda oldu. Şu anda Halkalı ve Erenköy'deki Gümrüklerdeki sorunların bütün faturası ihracatçıya yansıyor. 2012'nin sonuna kadar Halkalı Gümrüğünün Çatalca'ya taşınacağı müjdesini aldık. Bunun gecikmeksizin gerçekleşeceğini umuyoruz." 

VERGİLER LOJİSTİKÇİLERİ ZORLUYOR 

Sektör olarak bacası tütmeyen bir fabrika gibi çalıştıkları belirten Şerafettin Aras, bugün taşıma yapmak için bir aracın Türkiye'deki maliyeti 100 bin avro civarında olduğunu, 10 araçlık bir firmanın 2,5 milyon TL.'lik bir yatırım yapması gerektiğini ifade ediyor. Çok önemli bir istihdam yaratan bir sektör olmalarına rağmen KOBi kategorisinde değerlendirilmediklerine dikkatleri çekiyor. Birçok kalemin vergisini verdiklerini söyleyen Aras, "Bir fabrikada üretim araçları ne ise bizimde kamyonlarımız bizim sektör için üretim araçlandır. Ancak ödediğimiz tüm vergilerin yanı sıra 6 ayda bir motorlu taşıtlar vergisi ödüyoruz. Bizim de sanayi kuruluşları gibi bundan muaf olmamız lazım. Çünkü bir sanayici makinesi için ekstra vergi vermiyor. Biz lojistikçiler hem kurumlar hem de motorlu taşıtlar vergisi ödüyoruz. Bu konuda da sektör olarak girişimierimiz bulunuyor" diyor. 

MİLLİ ÜRÜN, MİLLİ BAYRAKLA TAŞINIR

İhracatçıların ürünlerini Türk taşıma firmaları ile taşıması gerektiğini belirten Aras, milli ürünün milli bayrakla taşınacağına vurgu yapıyor. Kendilerinin onları yurtdışında en iyi temsil edecek bir yapıda olduklarını belirten Aras, "Bugün ihracatçımıza en iyi hizmeti verebilecek firmalar Türk menşeli firmalardır. Birde ihracatçılarımız hangi firma hangi güzergaha hakim ise o firmalar ile çalışsınlar. Böylece daha kaliteli doğru hizmet ve bilgi alışverişine sahip olurlar. Yabancı lojistik firmaları geçiş belgesi ücreti ödemedikleri için bizlere göre 100 Avro daha düşük fiyata taşıyor olabilirler,  ancak malın zamanında ve doğru teslimatı için yerli lojistik firmaları ile çalışan ihracatçılarımız daha sağlıklı bir çalışma içerisinde olurlar.

Çalıştıkları müşterilerin kendilerinden uzun vadeli ödemeler talep ettiklerine de değinen Şerafettin Aras, uzun vadeli ödemelerin lojistik sektörünü zor durumda bıraktığına vurgu yapıyor. Lojistik firmaları olarak arabalarının kredilerini, yakıt giderlerini düşünmek zorunda olduklarını belirten Aras, müşterilerin vade talep ederken bu detaya dikkat etmelerinin sektörde daha sağlıklı diyalogların gelişmesine vesile olacağını belirtiyor. Bu durumun esasında tedarik zinciri olarak tanımlanan sürecin gereği olduğunu belirten Aras, tedarikçi dendiğinde sadece lojistik firmalarının akla gelmediğini belirtiyor. Şerafettin Aras sözlerini şöyle sürdürüyor: "Paletçisinden, malzemecisine, şotörüne ve son olarak da firmaya kadar bu bir zincir ve sürecin sorunsuz birbirini takip etmesi için karşılıklı şartların olumlu inşa edilmesi lazım. Benim sektörde sorun olarak gördüğüm şeylerin başında bu geliyor aslında. Belirli oranlarda hak veriyorum, sonuçta sahada çok oyuncu var ve hepsinin farklı stilieri var. Sanayicilerimizin uzun süreli vadelere sıcak bakmak durumunda olması bu konunun kronikleşmesine sebep oluyor diyebiliriz. Biz de lojistik sektörü olarak sanayicilerimizin bu yükümlülüklerini anlıyor ve imkanlarımız dahilinde vade sürelerimizi olabildiğince uzun tutmaya çalışıyoruz. Lojistik sektöründe olduğunuzda çok da kaçacak yeriniz olamayabiliyor, bazen sizi aşan maliyetler sürpriz şekilde ortaya çıkabiliyor. Bir sabah uyandığınızda herhangi bir noktada azımsanmayacak bir zam ile karşılaşabiliyorsunuz. Tabii bunlar lojistik sektörü olarak bizim sıkıntılarımız, fakat bunun bir döngü olduğu düşünerek karşılıklı birbirimizin işlerini kolaylaştırmaya motive olursak, birçok sorunun üstesinden daha kolay gelebiliriz.

HİLAL TRANS
Hilal Trans, 1992 yılında uluslararası karayolu taşımacılığı üzerine faaliyetlerine başlamıştır. Kurulduğu günden bu yana sorumluluk bilinci ve mükemmeliyetçilik anlayışı ile Doğu Avrupa ve Balkanlar bölgelerinde en iyi olma yolunda kendini sürekli geliştirerek hizmet vermektedir.
E-Bülten
Tüm yeniliklerimizden haberdar olmak için lütfen kaydolun
SOSYAL MEDYA
©2017 - Hilal Trans Tüm Hakları Saklıdır. Bilgi Toplumu Hizmetleri TTR BİLİŞİM